3 Nisan 2012 Salı

GEREKÇE

        Hayatımız boyunca başkalarına ve kendimize sürekli olarak sormamız gereken “en temel soru”ları soramayışımızın nedeni nedir?

(Şimdilik kaydını düşerek) Düşüncem şu: Biz “en temel soru” ya da soruları soramıyoruz çünkü bir aile, bir toplum içerisinde yetişiyoruz. Neden böyle düşündüğümüzü açıklamadan önce şunun muhakemesini yapalım:

Nedir bu soramadığımız soru? Bana göre şu: Hayatta olmanın mantığı nedir? 

Sizi kutsiyetine inandığım bütün her şey ile temin ederim ki yaşıyor olmak; bu dünyada bulunuyor olmak, (en azından şu an için) mantıklı değil!

Mantık kelimesinin bir İngilizce sözlükteki karşılığı şöyle: “The principles of right reasoning” Sözlükte her ne kadar anlam farklı verilse de şöyle çevirmek mümkün: “doğru gerekçelendirme kuralları”

“Hayatta olmanın mantığı nedir?” diye sorarken hayatta olmanın “gerekçesi” nedir diye sormuş oluruz.

Türkçemizde yerini bulan ve genelde biraz şaşkınlık içerisinde kullanılan şu ifade tarzı önemli ipuçları verir: “Hangi mantıkla bu işi yaptın?” Bu soruyu soran kişi, 'bilinçli her ciddi davranışın bir sebebi vardır' varsayımı ile hareket eder. (Yaşamak, gayriciddi bir faaliyet sayılamaz herhalde.)

Bir işin mantıklı olduğuna ikna olmuşsak o işi yapana sormayız ki “sebebi nedir bu işin?”

“Hayatta olmanın, var olmanın, yaşıyor olmanın mantığı nedir?” sorusunu soramayışımız hayatın mantıklı olduğuna ikna olmuş olmamızdan kaynaklanır.

Peki bizi buna ikna eden nedir? El cevap: Daha biz bebekken etrafımızdaki insanların, hayatı gayet normal bir şeymiş gibi, mantıklı bir şeymiş gibi yaşıyor olmalarıdır. 

Onlar(ailemiz, toplum) öyle rahat yaşıyorlar ki aklımıza gelmiyor bile “Bu işi hangi mantıkla yaptığımız.” Şaşırmıyoruz ki soralım.

Kıskanmak filmindeki bir sahnede,  insanda var olduğuna inandığımız "gerekçe" beklentisine dair bir ipucu daha bulmak mümkün.


video